Boş

Toplam: 0,00 ₺

18. Yüzyılda Sanayi Devrimi

Tarihte 17. yüzyıl bilimsel devrimin gerçekleştiği bir yüzyıl olarak adlandırılırken 18. yüzyıl felsefi, siyasi ve ekonomik alanlarda devrim niteliğinde gelişmelere sahne olmuş ve bu yüzyılda günümüz modern dünyasının temelleri atılmıştır. 18. yüzyılda gerçekleşen sanayi devriminin ekonominin yanı sıra kültürel, toplumsal ve siyasal sonuçları olmuş ve bu sonuçlar günümüzün yaşayış ve düşünüş biçimlerini şekillendirmiştir. Hem sanayileşmiş toplumlarda hem de geleneksel tarım toplumlarında yaşamı, teknik, ekonomik, politik ve toplumsal anlamda dönüşüme uğratan sanayi devriminin 18. yüzyılın ortalarında İngiltere’de ortaya çıktığı kabul edilmektedir.

18.yüzyılın başında Avrupa, tarım toplumlarından oluşan bir medeniyet resmi çizmekteydi. Nüfusun büyük çoğunluğu kırsal kesimlerde yaşıyor ve doğrudan tarımla uğraşıyordu. Ürün olarak tanımlanabilecek materyaller küçük aile işletmelerinin ve yöresel zanaatkârların üretimi ile oluşmaktaydı. Bir Avrupa ülkesi olarak İngiltere de, 18. yüzyıla kadar ticaret ve tarım temelli bir ekonomiye sahiptir. Ancak emek yoğun küçük ölçekli yerel sanayi üretimi için kullanılan enerji kaynaklarındaki (kereste, kömür) azalma, girişimcileri, sonuçları o günlerde öngörülemeyecek kadar geniş etkiler yaratan bazı yenilikler yapmaya zorlamıştır.

Girişimin gelişmesi, güçlü bir ticaret sistemi çerçevesinde zengin arz kaynaklarına ve geniş deniz aşırı piyasalara ulaşabilmesi, sermaye birikimi, temel sanayi teknolojilerinin varlığı, iş yapmaya ve yeniliğe uygun bir ideoloji İngiltere’de başka bir Avrupa ülkesinde görülmemiş ölçüde iktisadi değişme için gereken ortamı sağlamıştır.

SANAYİ DEVRİMİ’NİN ÖNCÜLERİ

D’alembert Ansiklopedi’ye yazdığı Önsöz’de (1751) mekanik sanatlar ile onları bulanların horlanmalarına şaşarak şöyle der:

“İnsan soyuna bunca iyiliği dokunan bu insanların hemen hepsi bilinmez; ama öte yandan yakıp yıkanların, yani fatihlerin tarihini herkes bilir. Bununla beraber, aklın kavrayışının, sabrının ve kaynaklarının en hayranlık verici kanıtlarını aramak için belki zanaatçıların yanına uğramak gerekir... Bir saatin içinde onca hünerleri kendisine borçlu olduğumuz insanlar, niçin cebiri yetkinleştirmek için çalışanlar kadar saygı görmez?”

BUHAR MAKİNESİ

Sanayi devrimi sürecinde, insanın su ve rüzgâr gücüne ilaveten buhar gücünü de denetimi altına alması ile üretim sürecine yeni bir güç kaynağı daha eklenerek ilk defa ısı enerjisi hareket enerjisine dönüştürülmüş ve bu, pek çok icadın kullanımını teoriden pratiğe dökme imkanı sağlamıştır. Örneğin, Arkwright’ın dokuma makinesi patentinin 1769 yılında alınmış olmasına rağmen, makine için bir güç kaynağı gerektiği için, dokuma işleminin su setleri çevresinde kurulmuş olan su değirmenlerine yakın bir yerde yapılması gerekmiştir. Ancak buhar makinesinin bulunuşuyla, iplik atölyeleri yeniden, tekstil sanayisinin merkezi olan ve iplik atölyelerinin müşterileri durumundaki dokumacılara yakın kentlerde yoğunlaşmıştır.

Gökhan DOĞAN
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilim Tarihi ABD

Bilimin Felsefesi ve Tarihi köşesinin devamı Bilim ve Ütopya Şubat 2016 sayısında!