Aydınlanmanın Soy Kütüğü

Aydınlanma olarak bilinen süreç, Avrupa’da Orta Çağ’dan çıkışı temsil eder. 4. Yüzyılda başlayıp, 14. Yüzyılda sona eren Orta Çağ, siyasetin, felsefenin, bilimin, sanatın ve sosyal yaşamın din tarafından belirlendiği, dinin tüm bu alanları esir aldığı, kişisel bir dindarlıktan ziyade, din fetişizminin yaşandığı, her şeyin dine endekslendiği bir dönemdir.

Aydınlanmanın 18. Yüzyıldaki siyasal boyutunu, 1776 Amerikan Devrimi ve 1789 Fransız Devrimi temsil eder. Bu devrimler, monarşiyi, teokrasiyi ve feodalizmi yıkmak için gerçekleştirilmiştir.

Monarşi; krallık, çarlık, padişahlık gibi, tüm güçlerin tek kişide toplandığı tek adam yönetimi demektir. Monarşiye karşı yapılan devrimlerle, yasama, yürütme ve yargı arasında güçler ayrılığı ilkesi getirilmiştir.

Teokrasi; gücünü halktan değil, gücünü “Tanrı”dan alan yönetim biçimidir. Teokrasiye karşı yapılan devrimlerle, laiklik ilkesi, yani, din ve devlet, din ve siyaset, din ve hukuk işlerinin ayrılması ve bunların ayrılması koşuluyla, dini inanç ve ibadet özgürlüğünün güvence altına alınması ilkesi getirilmiştir.

Feodalizm; çiftçilerin ve köylülerin sömürüldüğü toprak ağalığı ve beylik düzenidir. Feodalizme karşı yapılan devrimlerle, çiftçiler ve köylüler dâhil, tüm vatandaşlara mülkiyet edinme hakkı ilkesi getirilmiştir.

Monarşinin, teokrasinin ve feodalizmin yıkılması süreci bir anda gerçekleşmemiştir. 1776 ve 1789, bu sürecin sadece başlamasına işaret eder. Karşı-devrimcilerin ve sahte-devrimcilerin varlığını sürdürmesi nedeniyle, eski düzenin yıkılması, Batı Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da, 100-150 yıl kadar bir zaman almıştır.

Söz konusu Aydınlanma devrimlerinin kuramsal kökenlerini ise, 17. ve 18. Yüzyılda yaşamış olan, John Locke, Baron Montesquieu, François-Marie Arouet (Voltaire), David Hume, Jean-Jacques Rousseau, Denis Diderot gibi filozoflar ve düşünürler ortaya koymuşlardır. Bu filozofların ve düşünürlerin metinlerinden etkilenen Thomas Paine, George Washington, Thomas Jefferson ve Maximilien Robespierre gibi siyasetçiler, kuramdaki ilkeleri uygulamaya girişmişlerdir. Yeryüzündeki ve tarihteki her devrim sürecinde olduğu gibi, bu devrim süreçleri de sancılı olmuş, “kurunun yanında yaşlar da yanmış”, ancak buna rağmen, uzun vadede, devrimin hedefleri büyük ölçüde yaşama geçmiştir.

Prof. Dr. Örsan K. ÖYMEN
Işık Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü

Yazının devamı Bilim ve Ütopya Mayıs sayısında…