Boş

Toplam: 0,00 ₺

Aydınlanma

Aydınlanmanın Soy Kütüğü

Aydınlanma olarak bilinen süreç, Avrupa’da Orta Çağ’dan çıkışı temsil eder. 4. Yüzyılda başlayıp, 14. Yüzyılda sona eren Orta Çağ, siyasetin, felsefenin, bilimin, sanatın ve sosyal yaşamın din tarafından belirlendiği, dinin tüm bu alanları esir aldığı, kişisel bir dindarlıktan ziyade, din fetişizminin yaşandığı, her şeyin dine endekslendiği bir dönemdir.

Aydınlanmanın 18. Yüzyıldaki siyasal boyutunu, 1776 Amerikan Devrimi ve 1789 Fransız Devrimi temsil eder. Bu devrimler, monarşiyi, teokrasiyi ve feodalizmi yıkmak için gerçekleştirilmiştir.

Sınıfsız Toplumdan Sınıfsız Topluma HÜMANİZM

Hümanizm burjuva demokratik devrimlerin şafağında ortaya çıkan ve günümüze kadar etkisini sürdüren bir düşünce akımı. İdeolojiden sanata, kültürden edebiyata kadar pek çok alana damgasını vurdu. Hümanizm, insanın, din ve yaratıcı merkezli evren ve dünya kavrayışını kovması ve onun yerine insanı koymasıdır. Artık insandan ve insanın ihtiyaçlarından öte bir ideal yoktur! Her şeyin ölçüsü insandır. Ne din, ne Tanrı ne de başka bir şey insanın üstünde değildir.

Despotizmle Mücadelede Aydınlanma ve Materyalizm RADİŞÇEV ve ÇERNIŞEVSKİ

Sor, neyim ve nereye gidiyorum?
Eskiden neysem oyum ve sonsuza dek öyle kalacağım:
Ne bir hayvan, ne bir kütük, ne de bir köleyim; ben bir insanım!

Radişçev (Sürgün yerine giderken yazdığı şiir)

Gelecek kuşaklar öcümü alacaklar.
Radişçev (İntiharından sonra dosyalarının üstünde bulunan not kağıdı)

Latin Amerika’da Devrimci Yazarlar

Aydınlanma’dan çok önce Sokrates’in zamanında, hatta ondan da önceki çağlardan beri, gerçeğin ifade edilmesi devrimci bir eylem olagelmiştir. Aydın, yazar, gazeteci, sanatçı, düşünür daima bu devrimci görevle karşı karşıyadır: Gerçeğin dili olmak. Bedeli ise en hafifinden dışlanmak, hapis ya da sürgün edilmektir. Ölüm ise çoğu zaman bir kurtuluş sayılabilir. Engizisyonun işkence hanelerinde bitmek bilmez eziyetlere katlanmak, en sevdiklerinin kurban oluşunu görmek de vardır. Fakat aydın bilir ki, hiçbir bedel hakikatin bir formda ortaya çıkışına engel olamaz.

Türkiye’de aydınlanma ve bilim: Başlangıç dönemlerine ve toplumsal yapısına ilişkin bir tartışma

Bu araştırmanın konusu, XVIII. yüzyıldan intikal eden iki temel kaynak çerçevesinde [ki biri Kevâkib-i Seba‘ Risalesi, diğeri ise Türklerin Yazılı Kültürü (Türklerin Edebiyatı) adını taşımaktadır], Gelenekçi ve Yenilikçi epistemik cemaatlerin bilim dünyalarını veya daha doğrusu bu dünyayı yaratan “ilim anlayışları”nı betimlemek ve Aydınlanma ile olan irtibatlarını göstermektir.

Necip Fazıl'ın İslam ve İnanç Söylemlerinin Eleştirisi

Çok rahat şekilde görülebilecektir ki din kavramı, inançlılara göre, peygamber olduğu iddia edilen kimselerden bağımsız olarak incelenemez. Zira peygamber dinin ilk uygulayıcısıdır; dinen yanlış olan bir şeyi yapmış olması peygamberden beklenemez. Peygamber, gönderildiği topluma dini doğru yaşayarak anlatmak zorundadır. Bu durum inançlıların inançlarında mihenk taşı oluşturur ve Necip Fazıl da olmak üzere birçok düşünürde ve inançlı kimsede bu inanç belli şekillerde gösterilmiştir. Peki ya peygamberlik kurumuna duyulan bu inanç doğru mudur?

Anadolu'ya Özgü İslam Mezhebi: Alevîlik

Bilim ve Ütopya'nın bu sayısında tarihsel, toplumsal ve düşünsel kökleriyle Anadolu Aleviliğini ele alıyoruz.
Din tarihimiz üzerindeki çalışmalarıyla tanınan değerli bilim insanlarının farklı zamanlarda yazılmış/yapılmış makaleleri/söyleşileri, Anadolu Aleviliği üzerinde sürdürülen hurafe ve efsaneleri değerlendiriyor, tarihsel gerçekleri dile getiriyor.

Sayfalar

RSS - Aydınlanma beslemesine abone olun.