DÜŞÜNCENİN ŞİİRİ: İKİNCİ YENİ

0

Muzaffer İlhan Erdost: İkinci Yeni
İkinci Yeni, küçük-burjuva korkaklığını, gericiliğini simgelememiştir; küçük-burjuvazinin ilerici kesiminin şiiridir. Bir farkla ki, Varlık okulu, genel olarak köyün ve köylünün sorunlarını ele alan şiirlere yaklaşıyor; İkinci Yeni ise, köylülüğün sorunlarıyla yetinmiyordu. Yeni bir kent ve yeni bir toplum oluşuyordu. Değişen toplumla birlikte, değişen insanı kucaklamak, doğal ki, yazın için her zaman gündemde olmuştur.

Özdemir İnce:  İkinci Yeni ve imgenin serüveni
O dönemin çoğu ozanı sanki sokak ortasına bırakılmış gibidir. Ama içlerinde bir “dünyayı değiştirmek” isteği vardır. Böyle bir istek gelişip bilince dönüşme olanağı bulamazsa “nihilizm”le, bu olanağı bulursa “toplumculuk”la sonuçlanır. Bu açıdan değerlendirecek olursak, 1954-1960 arası İkinci Yeni şiiri nihilist bir şiir olarak tanımlanabilir. 1960’tan sonrası, birçok İkinci Yeni ozanının nesnel ortamın yarattığı olanaklardan yararlanıp nesnel gerçeklerden etkilenerek toplumcu şiire yöneldiklerini görüyoruz.

Seyyit Nezir:  İkinci Yeni Kanonu ve çağdaş özne
Cemal Süreya, hiç de aceleye gerek duymadan ve politik kuşatmaya uğratmaksızın, bireyi tam anlamıyla içerden keşfetmeye ve keşif bilgileri ışığında yeniden oluşturmaya; “Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız” dizesindeki uzun yolculuğa hazırlıyor, girişimine Türkçenin bütün olanaklarını seferber ediyordu. Türkiye, 1950’de DP’nin iktidara gelişiyle birlikte, toplumsal evrim dinamiği tüm alanlarda köklü bir saptırmaya uğramış ülkelerin başında geliyordu

Müesser Yeniay,  Şiir özerkliği: Necatigil’den İkinci Yeni’ye
Garip şiirine bir tepkiyle ortaya çıkan İkinci Yeni kendisine tepki olarak yeni bir hareketle karşılaşmamış, ondan sonraki kuşaklar onun kaynaklarını kullanmayı ve geliştirmeyi seçmişlerdir. İkinci Yeni, doğru bir yerde durmaktadır: Nasıl bir ozanın ilk işi şiir yazmaksa, şiirin de görevi anlam taşımak değil, şiir olmaktır. Şiirin üzerine biriken ve yük olan bu tozlar, süpürülmüştür.

Ekrem Kahraman: İkinci Yeni bir akım mı? Yeni bir dil ve söylem arayışı mı?
İkinci Yeni şiirinin günümüz şiirine en büyük katkıları o dönem giriştikleri risk alanında yatmaktadır. Çünkü şiir ilk kez bildik, yüzeysel anlamda anlaşılır olmamayı, çaba göstermeyene kapalı durarak ve bunu göze alarak kendi üzerine abanmış, öz varlığını, kimliğini, bağımsızlığını savunmaya geçmiştir. Yani şiir bir kez daha öncelikle “yeni bir şiir” olma, deneme cesareti göstermiştir.

Cemil Gözel/ Özgür Bursalı: Denetlenemeyen umudun iki çizgisi: Haziran ve İkinci Yeni
Tüm anlatım yolları tükendiğinde başvurulan yol, şiiri; toplumsal sistemin ilerlemeye olan katkısının sonlanması ve üretim ilişkilerinin, üretici güçlerin önünü tıkaması ise devrimi doğurmaktadır. Devrim bir başka açıdan, toplumun başvurabileceği bütün yolların tıkandığı anda, toplumun son çaresidir. Şiir de toplumun “son çareye” başvurmasında ateşleyici bir rol üstlenmektedir. Şiir ve devrim veya toplumsal sistemin ilerlemesi/değişmesi arasında, birbirini itekleyen kopmaz bir bağ vardır.

Share.