Evrene Bakışımız: Evren Modellerinin Gelişimi ve Döngü Evren Modeli

0

Acaba zamanın sıfır noktasına ve bu gizemli tekilliğe mahkûm muyuz? Gerçekten de evrenin bir başlangıcı olması gerekir mi? Belki de büyük patlama kuramının ilk zaferleri sonrasında adeta rafa kalkmış döngü evren modellerine ikinci bir şans verme vakti gelmiştir.

Bilim sürekli sorgulayan bir yapıya sahiptir ve aslında bilimin en büyük gücü de bu yapısından kaynaklanır. Eğer bilim dünyası 19. yüzyıl sonlarında Lord Kelvin’e atfedilen o meşhur “Fizikte yeniden keşfedilecek hiçbir şey kalmadı, bundan sonra ancak daha hassas ölçümler yapabiliriz” tespitinin etkisinde kalsaydı; bugünkü bilim ve teknoloji bırakın gerçek olmayı en açık zihinli bilim kurgu yazarları tarafından bile tahayyül edilemezdi. Günümüzde kozmolojik şişme kuramlarının sanki kozmolojiyle ilgili tek yolmuş gibi değerlendirilmesi doğru bir yaklaşım olmayabilir. Evrenin bir tekillikten meydana gelip (görünür “normal” maddeden daha çok karanlık madde olmasına rağmen) sonsuza kadar ve (karanlık enerji sayesinde) daha da hızlanarak genişleyecek olmasını son söz olarak değerlendirmek en hafifinden bilimin bu sorgulayan yapısına bir haksızlık olarak değerlendirilmelidir.

Doç. Dr. Sıtkı Çağdaş İnam
Astrofizikçi, Başkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü

Yazının devamı Bilim ve Ütopya Haziran sayısında…

Evrenin geniş ölçekteki yapısı
Galaksi kümeleri bize evrendeki maddenin dağılımını verebilecek en iyi gökcisimleri. Gözlemsel kozmolojinin en önemli amaçlarından biri bu dağılımı büyük bir doğrulukla belirlemek ve böylece evrenin geleceğini ortaya koymak. Yüzüncü yılını kutladığımız Genel Görelilik Kuramında Einstein, evrendeki madde ve enerjinin evrenin geometrisini belirleyen unsurlar olduğunu ortaya koymuştu. Evrenin geometrisi ise evrenin geleceğini; yani sonsuza kadar genişleyeceğini ya da belli bir zaman sonra kendi üzerine çökeceğini belirliyor. Gerçi 1998 yılında yapılan Tip Ia süpernova gözlemleri, evrenin genişlemesinin giderek hızlandığını belirledi. Buna göre; evren giderek artan bir hızla genişliyor. Bu; evrendeki madde yoğunluğunun giderek azalacağını ve evrenin giderek soğuyarak karanlık bir yer haline geleceğini öngörüyor.

Dr. Sinan ALİŞ
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü

Yazının devamı Bilim ve Ütopya Haziran sayısında…

Share.