Evrim Kuramı Değişmeyecek Tek Kuramdır

0

Bilim ve Ütopya: Evrim kuramının çıkarıldığı bir müfredat ile modern biyoloji öğrenimi yapılabilir mi? Bu konunun çıkarılması neye hizmet eder?

Prof. Dr. Ali DEMİRSOY: Son zamanlarda evrim kuramını kabul edenlerin de yaptığı bir hata var; Türkiye’de de çok yaygın kullanılıyor: Evrimsel biyoloji kullanımı. Ortalıkta “evrimsel biyoloji” diye sunum yapan insanlar var. Bu ne anlama geliyor? Evrimsel olmayan biyoloji var anlamına geliyor. Ama biz 200 yıl geriye gitsek dahi, kitaplara baktığımızda evrimsel biyolojiye göre konuların anlatıldığını görüyoruz.  Örneğin insandan başlayıp daha sonra orta kısma tek hücreli canlıyı, ondan sonra da böceği koymuyoruz. Ta evrim kuramının ortaya atıldığı tarihten itibaren siz konuları bir biyoloji kitabında ele aldığınızda, dünyada ortaya çıkış sırasına ve organizasyonun gelişmesine göre anlatıyorsunuz. Bu şu anlama geliyor; bundan 200 yıl önce insanlar bunu görmüşler.  Eğer siz, bir merdivenin birinci basamağından yavaş yavaş ikinci basamağına, üçüncü basamağına çıkmazsanız dördüncü basamakta ne olduğunu anlayamazsınız. Birinci basamaktan başlayarak çıkarsanız, acaba ne oldu, ne zaman başladı, ne zaman bitti, neye hizmet etti; tüm olayları basamakların sırasına göre yukarıya doğru inceleyerek gidersiniz. Dolayısıyla bu kitabı yazanlar da, bizim yazdıklarımız da öyle, merdivenin basamaklarında evrimi anlatıyorlar. Evrimsel biyolojinin dışında bir biyoloji söz konusu olmadığı gibi “evrimsel biyoloji” ifadesi de geçerli bir ifade değildir. Biyolojinin kendisi evrimseldir. Neden? Çünkü biz, örneğin 600 milyon yıl önce bir omurgalı hayvanı göremeyiz, 300 milyon yıl önceye döndüğümüzde kuşu göremeyiz. Bilmem kaç yıl öncesinde de memeliyi göremeyiz. Herkesin ortaya çıktığı ve gittikçe de organizasyon bakımından çeşitlendiği, daha sofistike, daha kurnazca yapılmış sistemlere dönüştüğünü görürüz. Yani, biyoloji bilimini anlamak yalnız evrimle mümkündür. Basamakları çıkmak basit değildir; merdivenin basamaklarını yukarıya doğru çıkmayı öğretirken o kişiye aynı zamanda analitik düşünceyi de öğretirsiniz. Yani her şeyin bir nedeni ve sonucu olduğunu ve kendi içerisinde birbirine silsile olayların meydana gelebileceğini, bir olayın daha önceki bir başka olayla ilintili olabileceğini muhakkak anlatırsınız. Bunu sosyal yaşama uyguladığınızda, bir yerde bir olumsuzluk patlak veriyorsa tutup da onu başka birinin hesabına, yukarıda Tanrı’nın hesabına ya da düşman ülkeye yazmazsınız. Bunun sizin geçmişteki bir hatanızdan kaynaklandığını anlamak gibi önemli bir düşünme yeteneği kazandırırsınız. Bu, dogmatik düşünceye sahip olanların en çok korktuğu şeydir: Neden-sonuç ilişkisi. Merak dediğimiz duyguyu sonuna kadar götürmenin, merdivenin son basamağına kadar çıkmanın engellenmesi lazım. Bunun sonunda o günün siyasilerinin, egemen sınıfının hiç de istemediği sonuçlara götürebilir analitik düşünce tarzı. Bu nedenle biyoloji dersinde evrimin anlatılması, dogmayı ön plana almış bütün idari sistemler ve toplumlar tarafından tehlike olarak nitelendirilir.  Esasında karşı konma sebebi budur. Şunu belirtmek lazım: Biyolojide hiçbir sistem pat diye ortaya çıkmamıştır; muhakkak basitten karmaşığa giden bir süreci vardır, bunların da nedenleri vardır, coğrafi koşullarla ilgilidir. Bunları anlamak için kişinin fiziği, kimyayı, jeolojiyi, astronomiyi ve biyolojiyi ana hatlarla ve iyi bilmesi gerekir. Evrim bunlardan arınmış değildir; hepsiyle iç içedir. Dolayısıyla siz her neyi sorarsanız sorun, en az 13,7 milyar yıl (belki daha da fazla) geriye gidebilen bir zinciri takip etmek zorundasınızdır. Bu da neyi gerektiriyor? Temel bilimlerde bilgi birikimini gerektiriyor. Sizde öyle bir birikim yok ise siz kestirme yolu izlersiniz. Beynin de en sevdiği yol kestirme yoldur, ATP kullanmak istemez. Doğrudan doğruya sonuca gitmek ister. Bu nedenle karmaşık sorular soran insanların yanına gitmek istemeyiz, karmaşık problemleri çözmek istemeyiz. Evrim’in, karmaşık düşünceyi getirdiği ve insanları dogmadan uzaklaştırdığı için, toplumlarda dogmanın yaygınlaştırılması ve belli siyasal eğilimlerin güçlendirilmesi için eğitimden uzaklaştırılması uygun görülmüştür. Evrimin anlatılmama sebebi siyasi bir görüşe dayanır. Bugüne kadar insanların ağzındaki “maymundan geldik” lafı evrimin milyonda biri bile değildir. Evrim esasında değişimi öğreten bir bilimdir. Evrim, yenilenmeyi ve değişimi öğretir. Değişimin yasalarını verir. Dolayısıyla bir toplum, bir fikrin, bir sistemin evrimleşip evrimleşmediğini anlamanın en kolay yolu şudur: A olarak girdiğiniz bir yerden B olarak çıkabilmenin adı evrimdir. Yeni bilgiler, yeni koşullar altında kendinizi ve sisteminizi geliştirip daha iyi uyum sağlayabilecek bir hale dönüşmenizdir. Eğer A olarak girdiğiniz yerden yine A olarak çıkıyorsanız, siz donmuş kalmış, hiçbir dönüşüme ve gelişmeye açık olmayan toplum halindesiniz. Bu dogmatik toplumların en büyük yarası ve çıkmazıdır maalesef. Hala 2000 yıl önceki, bilmem kaç yıl önceki âdeti, geleneği sürdürmeye çalışıyorlar. Hâlbuki şartlar değişmiştir, koşullar değişmiştir, zaman değişmiştir, ihtiyaçlar değişmiştir.  A olarak girdiği yerden B olarak çıkamıyorlar, bu yüzden de ayaklar altına düşüyorlar. Bu sefer de saldırgan bir yapıya sahip oluyor. Evrim kuramı zannedildiği gibi toplumun düzenini bozan, toplumu anarşiye iten bir kuram değildir; tam tersi, yeni koşullara uyum sağlamayı öğretir, uyumlu insan yetiştirmek için gereklidir. Evrim karşıtıysanız yeni koşullar karşısında uyumsuz insan yetiştirirsiniz. Yeni koşullar karşısında çaresiz kalan kişi de silaha sarılır, terörizme sarılır. En büyük tehlike budur. Esasında evrim kuramının öğretilmesi, bütün canlıların süreç içerisinde değiştiğini, her an yeni canlıların ortaya çıktığını, canlıların koşullara göre değişip yenilendiğini, düşüncede ve sosyal yapıda her an mimarisini değiştiren bir evrende hiçbir şeyin sabit kalmadan değiştiğini öğretmektir. Çocuklarımıza öğreteceğimiz şey, yeni ortamlara nasıl uyum sağlayacağımızdır. Bu yüzden sadece evrim kuramı değil; evrim mantığının da öğretilmesi gerekmektedir.  Bu sadece biyolojiyle ilgili değil; evrimi getirdiler biyolojiye soktular. Hayır; tarih de böyledir, sosyoloji ve mantık da böyledir. Coğrafi ilişkiler, ekonomik ilişkiler de hepsi evrim mantığı içerisinde incelenmelidir. Bu, size neden-sonuç ilişkisini verir; böylece geçmişte yaptığınız hatayı bilirsiniz, gelecekte de ona göre hazırlıklı olursunuz. Yaşayarak öğrenme hayvanlara mahsustur; hayvanı koşullandırarak ona bir şeyleri öğretebilirsiniz. Ceza vermeden, o kişiyi sıkıntıya sokmadan öğretme ise insana mahsustur. Evrim ve temel bilimler, doğacak tehlikeleri daha yaşanmadan insana öğretir, önlemleri sunar, seçimi de siyasilere bırakır.

Prof. Dr. Ali DEMİRSOY
Söyleşi: Harun ÇAKAN – Hazal SARAL

Röportajın tamamını Bilim ve Ütopya’nın nisan sayısında okuyabilirsiniz…

Share.