Boş

Toplam: 0,00 ₺

Latin Amerika’da Başkanlık Rejimleri

Arjantin başkanlık binası “Casa Rosada”nın limana bakan arka bahçesinde harikulade bir Kristof Kolomb heykeli vardı. Kolomb Meydanı da denilen bu alanda yer alan bu anıt İtalya’da 1920 yılında yapılmıştı. 26 metre yüksekliğinde 625 ton ağırlığındaki heykel bir yıl sonra başkanlık sarayının bahçesinde yerini almıştı. Fakat 2007’de federal hükümet, anıtı bulunduğu yerden kaldırıp başka bir kente taşıma ve yerine Juana Azurduy’un heykelini dikme kararını açıkladı. Azurduy bağımsızlıktan hemen önce bugün Arjantin’le Bolivya arasında kalan bölgede İspanyol sömürge valiliğine karşı ilk ayaklanmayı başlatan kadın komutandı. Bayan Juana Azurduy, emrindeki on bin silahlı adamla Arjantin kuzey ordusunu yönetti ve sömürge kuvvetlerinin bölünmesine yol açtığı için bağımsızlığa çok büyük katkıları oldu. Avrupa istilasını simgeleyen Kolomb heykelinin kaldırılıp yerine Azurduy’un getirilmesi bir millileşme politikasının sonucuydu.
Arjantin’de heykel dikmek/kaldırmak ya da bir sokak adı değiştirmek pek alışıldık bir şey değil. Zaten bunun için kongreden yasa çıkarmak mecburidir. Federal hükümet bu yasayı çıkardı ama bölgeden sorumlu ve özerk/ayrı bir kongreye sahip olan başkent yönetimi itiraz etti. Ayrıca ülkedeki “İtalyan toplumu” temsilcileri de dava açtı. Heykel parçalanmış şekilde yıllarca orada bekledi. Neyse ki en sonunda özerk yönetime bağlı başkent kongresinde yapılan oylamada heykelin kaldırılmasına dair yasa onaylandı da taşındı.
Sadece şu heykel meselesi bile aslında kuvvetler ayrımını net biçimde koyan, bütünlüklü bir sistemin ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu. Siyasal sistemler yama yapar gibi kurulmuyor. Parlamentarizm ya da başkanlık sistemleri tarihsel olgulara dayanıyor. Amerika kıtasında başkanlık sisteminin iki asırlık geçmişi var ve coğrafyayla çok ilintili. Bu sistem aslında geniş topraklardaki güçleri bir liderin önderliğindeki federasyonla birleştirme fikrine dayanıyor. Her eyaletin ayrı başkan ve hükümetleri, meclisleri, yargı güçleri ve tüm bunları bütünleyen ayrı bir ulusal/federal yapıları var. Böyle bir yapının bir iç savaşa sürüklenmeden devam etmesi için kuvvetlerin egemenlik alanlarına özenle ve saygıyla yaklaşmaları gerekiyor. Her şeyden öte toplumda bir demokrasi kültürüne ve güçlü bir ulusal birlik fikrine ihtiyaç var. Bunun oluşması için ulusal iç ve dış savaşları içeren uzun bir tarihsel sürecin geçmesi gerekiyor. Latin Amerika bu iki asrın yarısını askeri rejimlerle, geri kalanını da kişi merkezli dikta rejimleriyle geçirdi. Latin Amerika ulusları, emperyalist kışkırtmalarla çıkan savaşlarda birbirine kıydı. İç savaşlar ve askeri rejimlerde demokrasi bilinci kazandı. Fakat halen başkanlık rejimlerinden kaynaklanan yapısal sorunlar aşılamadı. Aradan iki asır geçmesine rağmen Latin Amerika’da başkanlık rejiminin sınırları halen net biçimde çizilemedi.

Özgür UYANIK

Arjantin

Yazının tamamını Bilim ve Ütopya dergisinin mart sayısında okuyabilirsiniz…