Latin Amerika’da Devrimci Yazarlar

0

Aydınlanma’dan çok önce Sokrates’in zamanında, hatta ondan da önceki çağlardan beri, gerçeğin ifade edilmesi devrimci bir eylem olagelmiştir. Aydın, yazar, gazeteci, sanatçı, düşünür daima bu devrimci görevle karşı karşıyadır: Gerçeğin dili olmak. Bedeli ise en hafifinden dışlanmak, hapis ya da sürgün edilmektir. Ölüm ise çoğu zaman bir kurtuluş sayılabilir. Engizisyonun işkence hanelerinde bitmek bilmez eziyetlere katlanmak, en sevdiklerinin kurban oluşunu görmek de vardır. Fakat aydın bilir ki, hiçbir bedel hakikatin bir formda ortaya çıkışına engel olamaz. Ve bu yalnızca bir sanatçının değil, milyonların acısı pahasına gerçekleşir. Fetihten bu yana Latin Amerika’nın bildiğimiz tarihi, bahsettiğimiz acıların bir yansımasıdır. Sömürgecilik, kıtadaki milyonları köleleştirirken aslında gerçeğe karşı bir savaş açmıştı. Birkaç yüzyıl içinde kıtadaki halkların hafızası silindi. Sanatçılar, aydınlar ve yazarlar ise halkı uyardılar ve gerçekliklerini anımsattılar. Yaptıkları şey devrimlerin ateşini yaktı. Sömürgeciliğe, emperyalizme karşı toplumlara güç, kimlik ve kendine güven sağladı. Bu ay “Kondor’un Güncesi”nde Latin Amerika’da yakın tarihin bazı devrimci aydın, yazar ve sanatçılarına tanıklık edeceğiz. Onların, gerçeği, sıra dışı yaratımlarının formunda, nasıl devrimci bir güce çevirdiklerini göreceğiz.
Özgür UYANIK
Arjantin
Yazının devamı Bilim ve Ütopya Nisan sayısında…

Share.