Bize Ulaşın

     

2017'nin en çarpıcı keşifleri!

2017’nin neredeyse her ayında oldukça ilgi çekici keşifler yapıldı. Haydi, bu arkeolojik bulgular ve büyüleyici DNA kalıntılarından tüm tarih anlayışımızı değiştirecek yeni belgelere uzanan, yılın en şaşırtıcı 15 tarihi olayına kronolojik olarak bir göz atalım.

Şubat, 2017 - Arkeologlar yeni bir Kumran Metni keşfetti!

İsrail’deki araştırmacılar Batı Şeria-Kumran’da önceden bilinmeyen bir mağarada, kavanozlar, paketler, bağcıklar ve İncil metinlerinin bilinen en eski örneklerini de içeren en ünlü el yazmaları olan Kumran Metinleri’yle ilişkili başka bazı kalıntılar keşfettiklerini açıkladılar. Yağmacılar tarafından farklı yerlere taşındıktan sonra ilk kez 1947 yılında keşfedilen Kumran Metinleri’nden birçok antik el yazmasının 11 farklı mağarada gizlendiği düşünülüyordu. 60 yıl sonra gerçekleşen bu buluş, eserlerin 12’nci bir mağara daha bulunduğunu ortaya çıkardı.

İsrail’de bulunan ve yazıya dökmek için işlemden geçirilen parşömen kâğıdı. (Fotoğraf: Casey L. Olson ve Oren Gutfeld)

Mart, 2017 - İsa’nın mezarının bulunduğu kilise yeniden ziyarete açıldı.

2016 yazında, İsa’nın dirilişinden önce bedeninin içinde bulunduğuna inanılan eski Kudüs kentindeki kutsal Kabir Kilisesi’nin yetkilileri, 1810’dan beri ilk kez bir uzman ekibinin toplanmasına ve yenileme ve onarım çalışmalarına başlanmasına onay verdi. Kutsal Kabir, M.Ö. 4. Yüzyıldaki inşasından bu yana Hristiyan âlemi için önemli bir hac merkezi. 3 milyon dolarlık bir onarım çalışmasından sonra, Mart 2017’de yeniden ziyarete açılan kilise, süslü duvarları ardında binlerce hacıyı ve ruhban sınıfı üyesini ağırlıyor.

Eski Kudüs kentinin kutsal Kabir Kilisesi’nde restorasyonu tamamlanan, İsa’nın (bedeninin içinde bulunduğuna inanılan) mezarının edikülü (Fotoğraf: Thomas Coex/AFP/Getty Images)

 

Mart, 2017 - Kuzey Avustralya’daki paleontologlar dünyanın en büyük dinozor ayak izini keşfetti.

“Avustralya’nın Jurassic Parkı” adı verilen, ülkenin Kimberley bölgesinde yer alan Daimler Yarımadası’ndaki 24 km’lik geniş alan, dünyanın en çok çeşidi barındıran fosilleşmiş dinozor ayak izlerine ev sahipliği yapıyor. Bilim insanları, bundan 130 milyon yıl önce kurumuş bir nehir deltasında, 21 farklı türde dinozordan kalan izler arasında yaklaşık 1,7 metre uzunluğunda bir sauropod ayak izi keşfetti. Mart ayında ilan edilen buluş, bugüne kadar keşfedilmiş en büyük dinozor izi özelliği taşıyor.

Richard Hunter ve Kuzey Avustralya’nın Dampier Yarımadası’ndaki Walmadany bölgesinde bulunan sauropod ayak izi (Fotoğraf: Damian Kelly)

Nisan, 2017 - Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin uzun süredir kayıp olan mühürlü nüshası bulundu!

Harvard Üniversitesi’nden iki öğretim üyesi, Bağımsızlık Bildirgesi’nin henüz keşfedilmemiş parşömen bir nüshasının ilginç bir değişiklik içerdiğine dair bir delil buldu. Ünlü belgenin diğer bilinen nüshalarında olduğu gibi, en sonda bulunan 56 imza eyaletlere göre gruplanmamıştı. Bunun yerine tüm imzalar 18. yüzyılda yaygın olarak kullanılan bir şifreye göre düzenlenmişti. Bu belgeyi düzenleyen muhtemel kişi, güçlü ulusal devlet ve kimliklerin sıkı bir takipçisiydi ve muhtemelen imzaları ayrı eyaletlerin temsilcileri olarak gruplandırmak yerine hepsini toplu bir grup olarak öne çıkarmak istedi.

Sussex Bildirgesi. (Fotoğraf: West Sussex Additional Manuscripts 8981)

 

Mayıs, 2017 - Araştırmalar hükümlü bir grup korsanın Japonya’ya yolculuk yaptığını teyit etti!

1829’da Kıbrıs yolculuğu sırasında gemi hapishanesinde ayaklanma başlatan bir grup Avustralyalı mahkûm korsanlıktan yargılandığında, ele geçirdikleri gemiyle Japonya’ya kadar gideceklerini iddia ettiler. Fakat bu olay hiçbir Japon kaydında ortaya çıkmadığından, uzun bir süre bir efsane olduğuna inanıldı – ta ki geçtiğimiz yılın Mayıs ayına kadar. Japon tarihine meraklı bir İngilizce öğretmeni feodal Japonya’ya ait samurai kayıtlarını çevirirken 1830’da gelmiş olan Batılı misafirlerin çizili olduğu bir belgeyle karşılaştı. Kısmen sulu boyayla yapılmış İngiliz bayraklı bir gemi taslağı olan bu çizimle Kıbrıs kayıtlarını ilk kez karşılaştırdı ve 187 yıllık bir gizemi etkileyici bir şekilde çözdü.

Düşük rütbeli bir Samurai olan Makita Hamaguchi isimli sanatçıya ait, 1830 yılında Japonya’nın Mugi sahili açıklarındaki İngiliz bayrağı taşıyan bir geminin Tokushima valilik arşivlerinde bulunan bir sulu boya resmi. (Fotoğraf: Tokushima Valilik Arşivi/Wikimedia Commons/CC BY SA 4.0)

 

Haziran, 2017 - Araştırmalar Fas’ta bulunan kemiklerin bilinen en eski Homo-Sapiens fosili olduğunu gösteriyor!

Bir grup bilim insanı, Batı Fas’ın bir bölgesi olan Jebel Irhoud’da bir mağarada bulunan fosillerin anatomik olarak ilk modern insanlara ait olduğunu ve 300.000 yaşında olduğunu duyurdular. Eğer doğruysa, buldukları kalıntılar Jebel Irhoud fosillerini bilinen en eski Homo-Sapiens kemikleri yapıyor. Bundan önce bilinen en eski kalıntılar Etiyopya’da bulunan ve 100.000 yaşında olan fosillerdi. Şu anda ise insanlığın tek bir başlangıç noktası olduğu savını çürütmek için yürütülen bir araştırma, modern insanların Afrika kıtasının birçok farklı noktasında evrimleşmiş olabileceğini ileri sürüyor.

Irhoud 11 kafatası, Jebel Irhoud bölgesinde keşfedilen, neredeyse tamamlanmış ilk yetişkin kafatası olma özelliği taşıyor. Kemik morfolojisi ve dentisyon, antik bir mozaiği ve evrimleşmiş özellikleri ortaya koyarak, bu sert yapılı ve daha önceden İsrail’de bulunmuş olan Tabun C2 kafatasını çok andıran kafatasının bizim soyumuzdan geldiğini açıkça gösteriyor. (Fotoğraf: Jean-Jacques Hublin, MPI EVA Leipzig)

 

Temmuz, 2017 - Arkeologlar Monticello’da Sally Hemings’in yaşadığı odayı keşfetti!

Çok uzun bir süre boyunca, Thomas Jefferson’un tarihi Virginia malikânesi Monticello’nun batı kanadındaki küçük odayı kimse fark etmedi. Fakat Thomas Jefferson’la uzun bir ilişki yaşadığına (ve bu ilişkiden altı çocuğu olduğuna) inanılan Sally Hemings’ten bahseden eski bir kaydın bulunmasından sonra, Temmuz ayında arkeologlar bu odanın aslında Hemings’e ait olduğunu bildirdi. Odanın Jefferson’ınkinden ayrı olmasına rağmen, hiç penceresi yoktu ve muhtemelen çok rutubetli ve rahatsızdı. Hemings’in yaşadığı bu oda, Monticello’da yaşamış köle nüfusun hikâyelerini dillendirmek amacıyla restore ediliyor.

Monticello’nun Güney Ek Binasının bir kısmı olan bu oda, Sally Hemings’in malikânesi olarak restore edilecek. Monticello’nun, tarihi çiftlikteki kölelerin hikâyelerini daha iyi yansıtabilmesi için çalışılıyor. (Fotoğraf: Norm Shafer for The Washington Post via Getty Images)

 

Temmuz, 2017 - Bilim insanları antik Kenanlı iskeletlerin DNA’larını analiz etti!

İncil’e göre İsrailliler, Mısır’dan kaçmalarının ardından Kenan’ı işgal etti ve orada yaşayan birçok yerli kabileyi katletti. Fakat 2017’nin Temmuz ayında bilim insanları, Lübnan’daki Sayda şehrinde keşfedilen 3,700 yaşındaki Kenanlı beş iskeletten aldıkları DNA’ların analizi sonucunda, bu iskeletlerin DNA’larının yaklaşık yüzde 90’ının modern Lübnanlılarla eşleştiği sonucuna ulaştılar. Bu da, Doğu Akdeniz Bölgesindeki farklı toplulukların ortak bir genetik kökenden geldiğini ileri sürüyor ve dini, siyasi ve kültürel çatışmalardan dolayı uzun yıllar önce bölünmüş bu bölge için oldukça önemli bir bulgu özelliği taşıyor.

Lübnan şehri Sayda’daki kazı alanı. (Fotoğraf: Mahmoud Zayyat/AFP/GettyImages)

 

Ağustos 2017 - Şaşırtıcı derecede iyi korunmuş bir dinozor fosili halka sunuldu!

Kanada’nın Royal Tyrell Müzesinde nefes kesici yeni bir tür ziyaretçilerle buluştu. Tüm zamanların en iyi fosil kalıntısı olarak betimlenen ve Borealopelta olarak bilinen bu 110 milyon yaşındaki eski ankilozor, omuzlarından başlayan yaklaşık 50 cm uzunluğundaki dikenleri ve aşağıya doğru uzanan ağır bir zırha benzeyen pullarının hala belirgin olarak üzerinde bulunduğu detaylarıyla bir heykeli andırıyor. Borealopelta 2011’de bir petrol ve kum ocağında kazı yapan madenciler tarafından bulundu, daha sonra da son beş yılı ve binlerce saati kapsayan titiz bir çalışmayla etrafını saran taştan ayrıldı. Kum ocağında içine gömülü olduğu kumlar ankilozoru o kadar iyi korumuş ki derisinde kalan pigment izlerinden yola çıkan bilim insanları rengi ve deseni üzerine dahi yorum yapabiliyorlar.

Borealopelta’nın günümüze ulaşan parçalarının birleştirilmiş bir görüntüsü. (Fotoğraf: Caleb M. Brown/PeerJ/CC BY 4.0)

 

Haziran, 2017 - Antarktika’da yüz yıllık bir meyveli kek ve bir tablo bulundu!

Bu yaz Antarktika’da iki büyük buluş gerçekleşti. Yeni Zelanda Güney Kutbu Miras Vakfı, Cape Adare’deki tarihi bir barakanın restorasyonu üzerine çalışan bilim insanlarının suluboyayla yapılmış bir kuş resmini açığa çıkarmak için kâğıt, toz ve penguen dışkısı katmanlarını titizlikle incelediklerini açıklamıştı. 1899 tarihli bu tablo, 1911-12 yıllarında Robert Falcon Scott önderliğinde Güney Kutbu’na yapılan ve başarısızlığa uğrayan sefer sırasında ölen Dr. Edward Wilson tarafından resmedilmişti. Ağustos ayında aynı restorasyon projesi sırasında, hala bir kağıda sarılı şekilde ezilmiş bir konservede saklanan İngiliz Huntley & Palmers’e ait bir meyveli kek bulundu. Bu seferdeki kâşiflerin aynı markayı sevdiği önceden bilindiğinden, bilim insanları neredeyse hala yenilebilir durumda bulunan bu kekin Scott’ın aynı seferine ait olduğunu düşünüyor.

Cape Adare’de 1911’deki Scott’un ekibinden kaldığı düşünülen meyveli kek bulundu. (Fotoğraf: Antarctic Heritage Trust)

 

Ağustos, 2017 – USS Indianapolis’in enkazının yeri saptandı!

Microsoft’un milyoner ortaklarından Paul Allen ve sivil ekibinin çalışmaları ile Amerikan Donanması’na ait USS Indianapolis kruvazörünün enkazı, Pasifik Okyanusu’nun tabanında bulundu. Kruvazör, bir Japon denizaltısı tarafından 72 yıl önce batırılmıştı. 30 Haziran 1945’te Amerikan Donanması’nın yaşadığı en büyük trajediler arasında yer alan bu saldırı esnasında Indianapolis, Hiroshima’ya atılacak atom bombasının bileşenlerini teslim etmekteydi. Yaklaşık 1200 denizci ve askerin yalnız 316’sı gemiden canlı çıkabildi. Başarısız olan son denemenin ardından Allen ve ekibi bu kez, 6000 metre derine dalabilen 76 metrelik araştırma gemisinin yardımı ile Indianapolis’i bulmayı başardı.

Paul Allen’in R/V Petrel araştırma gemisi ekibi tarafından keşfedilen USS Indianapolis’in fotoğrafı. (Fotoğraf: Paul Allen)

 

Ağustos, 2017 – Arkeologlar, iki Antik Roma kentinin kalıntılarını buldular!

İtalyan ve Tunuslu bilim adamları, 7 yıl süren bir araştırma sonucunda, yaklaşık 200 metrekarelik bir alanda, birçok sokağı ve anıtları ile korunmuş bir Roma şehrinin kalıntıları buldular. Uzmanlar, Tunus’un kuzeydoğu kıyısında, Nabeul yakınlarında bulunan kalıntıların M.S 4. Yüzyılda bir tsunami sonucu sular altında kalan kıyı şehri Neapolis’e ait bir bölge olabileceğine inanıyor.

Aralık 2017’de ise dalgıçlar, su altında kalmış başka bir Roma şehri daha keşfetti. İtalya’nın batı kıyısında keşfedilen, lüks ve eğlence kenti Baiae’nin 1700 yıl önce, Napoli Körfezi’ndeki volkanik hareketlenme sonucu sular altında kaldığı düşünülüyor.

Baia’da deniz altındaki antik Roma şehrinde bulunan Ninfeo heykeli (Fotoğraf: Francesco Pacienza/Getty Images)

 

Eylül, 2017 – Viking kadınlarının savaşçı olduğu DNA ile kanıtlandı!

İsveç’te bulunan 10. yüzyıldan kalma bir Viking mezarından alınan DNA’nın analizi, savaşçı Viking kadınlarına dair bulunan ilk genetik kanıt oldu. İskeletin bulunduğu mezarda bulunan çeşitli silahlar, iki at, oyun tahtası ve parçaları, mezarın stratejik ve askeri bilgilere sahip, yüksek rütbeli bir savaşçıya ait olduğunu gösteriyor. Mezarın ilk keşfedildiği 1800 yılından bugüne erkek olduğu düşünülen savaşçının iskeletinden alınan DNA örneğinin analizi sonucunda, kemiklerin 1.67 m. boylarında ve 30 yaş üstü bir kadına ait olduğunu tespit edildi. 

Bj 581 mezarının arkeolog Hjalmar Stolpe tarafından yapılan orijinal planına dayanan 1889 tarihli, Evald Hansen imzalı çizimi. (Fotoğraf: Online Wiley Kütüphanesi/Wiley Periodicals Inc. Amerikan Fiziksel Antropoloji Yazarları Dergisi Yayınları/CC BY 4.0)

 

Kasım, 2017 – Ulusal Arşiv, çok gizli bazı Kennedy dosyalarını yayınladı.

1992’de meclisten geçen bir yasa ile 1963 Kennedy Suikastı ile ilgili belgelerin yayınlanma tarihi 26 Kasım 2017 olarak belirlenmişti. Kasım ayında yayınlanan belgelerde Lee Harvey Oswald’ın Küba ve Sovyet Rusya istihbarat merkezleri ile ilişkisi gibi birçok ilginç nokta ortaya çıktı. FBI ve CIA gibi kurumlar suikast kanıtlarına el koydu. Belgeler yayınlanmadan birkaç saat önce, istihbarat servisleri ve ulusal güvenlik örgütleri, Başkan Donald Trump’a bir öneri sunarak 300 kadar belgenin bazı kısımlarının, 6 aylık bir gözden geçirme sürecine alınmasını ve yayınlanmamasını sağladılar.

İlk kez 26 Ekim 2017’de yayınlanan ve içinde FBI yönetiminden J. Edgar Hoover’ın, Lee Harvey Oswald’ın ölümü hakkındaki raporunun da bulunduğu 24 Kasım 1963 tarihli dosyadan bir bölüm. (Fotoğraf: Jon Elswick/AP Photo)

 

Bilim adamları, Büyük Piramit’te gizemli bir “boşluk” keşfetti!

Bilim adamları, kozmik radyasyon ve daha birçok ileri teknoloji yardımı ile Büyük Giza Piramiti’nin içinde yer alan, bilinmeyen bir boşluğu tanımladılar. Katedral şeklindeki Büyük Salon’un hemen üzerinde yer alan ve kraliçenin mezar odasını kralınkine bağlayan boşluğun, Salon’un yükünü azaltan mimari bir yapı olabileceği düşünülüyor. Bilim adamları, boşluğun, piramidin gizemlerine ışık tutabilecek başka, gizemli bir amacı olup olmadığını araştırıyorlar.

 

Mısır’ın Giza şehri yakınlarındaki Keops Piramidinin ortasındaki muhtemel boşluğu gösteren bilgisayar ürünü resim. (Fotoğraf: Picture-Alliance /DPA/AP Images)

 

Kaynak: http://www.history.com/news/the-coolest-historical-discoveries-of-2017
Çeviri: Nisrem AKCİĞER